Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından “Gazze’de Tıbbiyeli Olmak” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. 24 Eylül 2026 tarihinde Tıp Fakültesi 1 No’lu Amfi’de düzenlenen programda, Gazze’de devam eden çatışma ortamının sağlık hizmetleri ve tıp eğitimi üzerindeki etkileri ele alındı.
Programın açılış konuşmasını Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Güneş yaptı. Güneş konuşmasında, hekimlik mesleğinin yalnızca sağlık hizmeti sunmakla sınırlı olmadığını vurgulayarak hekimlerin insan hayatını koruyan, toplumların en zor dönemlerinde sorumluluk üstlenen ve insanlık adına önemli bir görev yerine getiren meslek mensupları olduğunu ifade etti. 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihsel arka planına da değinen Prof. Dr. Ali Güneş, 14 Mart’ın yalnızca bir meslek günü olmadığını, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı yıllarında işgale karşı ortaya konulan duruşla güçlü bir tarihsel bağ taşıdığını anlattı. Tıbbiyelilerin o dönemde yalnızca meslekleriyle değil, vatan ve insanlık sorumluluğuyla da ön plana çıktığını belirten Güneş, Gazze’de bugün yaşananların da benzer biçimde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ağır şartlar altında büyük bir sorumluluk üstlendiği bir süreci ortaya koyduğunu söyledi. Gazze’de sağlık çalışanlarının bir yandan hastalara hizmet vermeye, diğer yandan son derece güç koşullar altında sağlık ve tıp eğitimini sürdürmeye çalıştıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Ali Güneş, geçmişte tıbbiyelilerin sergilediği fedakârlık ve sorumluluk anlayışının bugün Gazze’de de farklı bir biçimde karşılık bulduğunu ifade etti.
Rektör Karahocagil: “Gazze’de Eğitim Direnişin Bir Sembolüdür”
Açılış konuşmasının ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, programa çevrim içi olarak katıldı. Gazze’de yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Karahocagil, bölgedeki insani kayıplara ve özellikle çocukların yaşadığı ağır sonuçlara dikkat çekti. Gazze’yi, yaşanan çocuk ölümlerinin boyutuna vurgu yaparak “dünyanın en fazla bebek mezarının bulunduğu yer” sözleriyle nitelendiren Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesini kazanmasına rağmen savaş nedeniyle üniversiteye gelemeyen ve daha sonra hayatını kaybeden Macit Ali’yi andı. Yaşananların gençlerin eğitim hayatını da doğrudan etkilediğini ifade eden Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil ayrıca Hind Rajab ile Ayşenur Ezgi Eygi’yi hatırlatarak sivillerin yaşadığı kayıplara dikkat çekti. Gazze’deki mevcut şartların son derece ağır olduğunu belirten Rektör Karahocagil, tüm güçlüklere rağmen eğitim faaliyetlerinin devam ettirilmesinin önemine vurgu yaptı. Gazze’de eğitimin sürdürülmesini “direnişin bir sembolü” olarak değerlendiren Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil, savaş koşullarında öğrencilerin ve akademisyenlerin eğitime devam etme çabasının taşıdığı anlam üzerinde durdu. Konuşmasının sonunda Gazze ile dayanışmanın sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Karahocagil, boykotun devam ettirilmesi yönündeki görüşünü de katılımcılarla paylaştı.
İntörn Doktor Lulu Deneyimlerini Paylaştı
Programın devamında Gazze’de yaşayan İntörn Doktor İzzeddin Samir Lulu’nun video mesajı katılımcılara gösterildi. Video gösteriminin ardından Lulu ile Gazze’den canlı ses bağlantısı kurularak programa katılımı sağlandı. İzzeddin Samir Lulu, savaş koşulları altında Gazze’de yaşadıklarını ve bir doktor olarak görev yapmanın beraberinde getirdiği zorlukları katılımcılarla paylaştı. Sağlık hizmetlerinin son derece güç şartlar altında sürdürüldüğünü anlatan Lulu, günlük yaşamın yanı sıra tıp eğitimi ve sağlık hizmetlerinin devamlılığında karşılaşılan sorunlara ilişkin deneyimlerini aktardı. Gazze’de sağlık alanında yürüttüğü çalışmalardan da söz eden İzzeddin Samir Lulu, Samir Vakfı’nı kurarak tıp öğrencilerine destek sağlamaya yönelik faaliyetler gerçekleştirdiklerini belirtti. İzzeddin Samir Lulu, vakfın temel amaçlarından birinin, savaşın oluşturduğu ağır koşullara rağmen eğitimlerini sürdürmeye çalışan Gazzeli tıp öğrencilerine yardımcı olmak ve geleceğin sağlık çalışanlarının eğitimlerine devam edebilmelerine katkı sağlamak olduğunu ifade etti.
Lulu’nun Gazze’den gerçekleştirdiği canlı bağlantı, bölgede sağlık hizmetlerinin ve tıp eğitiminin hangi şartlar altında sürdürüldüğünün doğrudan bir sağlık çalışanının deneyimleri üzerinden katılımcılara aktarılmasına imkân sağladı.
Dr. Fadel Naim: “Tıp Eğitimi Her Şeye Rağmen Devam Etmeli”
Programın devamında, Gazze İslam Üniversitesi Tıp Fakültesinde geçtiğimiz yıllarda dekanlık yapan, ortopedi uzmanı ve El-Ehli Arap Hastanesinde yönetici olarak görev alan Dr. Fadel Naim çevrim içi bağlantıyla katılımcılara hitap etti. Gazze İslam Üniversitesinin resmî kayıtlarında Naim’in 2015-2023 yılları arasında Tıp Fakültesi Dekanı olarak görev yaptığı belirtilirken, 2025 tarihli kaynaklarda El-Ehli Arap Hastanesinin müdür vekili ve ortopedi uzmanı olarak görev yaptığı aktarılıyor.
Gazze’de yaşanan savaşın sağlık sistemi ve özellikle tıp eğitimi üzerinde çok ağır etkiler oluşturduğunu belirten Naim, sağlık eğitimi dâhil olmak üzere sağlık alanındaki birçok yapının büyük ölçüde zarar gördüğünü ifade etti. Mevcut durumun çeşitli sayısal verilerle anlatılmaya çalışıldığını ancak sahada yaşananların bu rakamların çok ötesinde olduğunu söyleyen Dr. Fadel Naim, çok sayıda akademisyenin ve sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini, eğitim altyapısının ciddi ölçüde tahrip olduğunu ve öğrencilerin büyük kayıplar yaşadığını anlattı. Bu şartlar altında eğitimin son derece güç koşullarda sürdürüldüğünü dile getiren Naim, eğitimcilerin birden fazla rol üstlenmek zorunda kaldıklarını belirtti. Üniversite ve hastanelerde olağan işleyişi ve standart prosedürleri devam ettirmenin kaos ortamında neredeyse imkânsız hâle geldiğini ifade eden Dr. Fadel Naim, özellikle altyapı eksikliğinin tıp eğitimini doğrudan etkilediğini söyledi. Tüm zorluklara rağmen öğrencilerin eğitimlerini sürdürme çabasına dikkat çeken Naim, Gazze’deki öğrencilerin “akademik direnişin bir parçası” hâline geldiklerini ifade etti.
Konuşmasının devamında Gazze’deki mevcut eğitim altyapısının sorunlarını değerlendiren Dr. Fadel Naim, bundan sonraki temel meselenin tıp eğitiminin nasıl yeniden yapılandırılacağı olduğunu belirtti. Fiziki altyapının yeniden oluşturulmasının gerekli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Naim, asıl ihtiyacın yetişmiş insan kaynağının korunması ve geliştirilmesi olduğunu kaydetti. Uluslararası akademik iş birliklerinin önemine de değinen Dr. Fadel Naim, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi de dâhil olmak üzere Türkiye’deki üniversitelere, Gazze’de yükseköğretimin ve özellikle tıp eğitiminin yeniden güçlendirilmesi sürecinde önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi. Naim, Gazze’de yaşanan son gelişmelerin, şartlar ne kadar ağır olursa olsun sağlık hizmetleri gibi tıp eğitiminin de kesintiye uğramaması gerektiğini ortaya koyduğunu vurguladı.
Program, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
